Benim Güzel Antalyam'a Allah dünyanın en güzel coğrafyasını vermiş. Dağlarımız, ırmaklarımız, denizimiz, ormanlarımız... Yetmemiş, dünyanın en güzel iklimini vermiş: Kara kışları bile bir kazakla geçirebileceğimiz, sıcak, ılık, bereketli iklimimiz... Böyle olunca tarih boyunca pekçok medeniyet Antalya'yı mekan yapmış. Dünyanın en çok ören yerine sahip kentlerinden birinde yaşıyoruz. Elimizi attığımız yerden tarih ve kültür fışkırıyor. Ayrıca Antalya'ya 1 milyon pırıl pırıl, ufku geniş, vizyon sahibi, aydın insan da verilmiş. Her şeyimiz bu kadar iyiyken, insanlarımızın çoğu neden mutsuz? Dünyanın en lüks otelleri bu kentteyken, nasıl oluyor da 100 bin kişi açlık çekiyor? Tüm bu muhteşem olanaklara rağmen bu kadar işsizlik, bunca siftahsızlık niye? Beni en çok üzen, Antalya'nın bir İzmir gibi, Kayseri gibi, Trabzon gibi gönül birliği, kentlilik bilinci, kardeşlik ve dostlukla yeterince sımsıkı kenetlenmemiş olması. Bu şehri marifetmiş gibi bölen yollar; Lara'yı, Konyaaltı'nı, Kent Merkezi'ni ve Kepez bölgesini ayırmış. Ulaşım karnemiz o kadar kötü ki, insanlar evlerinden çıkmıyor. Bu yaz hayatında hiç deniz görmemiş Kepezli kardeşlerimizi ilk kez denizle tanıştırdık. Hepimiz ölümlü varlıklarız. Bu dünyaya kazık çakmadık. Bugün varız, yarın yokuz. Yarın ne zaman onu da bilmeyiz. O halde yaptıklarımızla hatırlanacağız. Bana Antalya halkı 5 yılını emanet etti. 5 yılda benim hedefim bir: Bu kentin ulaşım kanallarını açacağım, damarlarını açacağım. Sadece karayollarını değil, gönül yollarını da çoğaltacağım. Sadece beton köprüler değil, yürek köprüleri de kurmaya çalışacağım. Kimsenin hayal etmediği, kimsenin tahmin etmediği; Hedef bir: Antalya olumlu olan her şeyde Türkiye'nin bir numaralı kenti olacak. Futbolda, güreşte, basketbolda, atletizmde, yüzmede... Sadece sporda mı? Ben bu kentin böbrek naklinde “Dünya birincisi” olması için çok çaba harcadım ve ne mutlu ki bunu başardım. Tornacı Kamil Usta da, Türkiye'nin bir numaralı torna dükkanını açmak için neden çalışmasın? Mevlana lokantımızın Türkiye'de üstüne yoktur; 7 Mehmet, Tuğra, kenti dolduran Shakespeare'ler; Nur Pastaneleri'nin enfes dondurmaları.... Tüm bunlar Türkiye'nin bir numarası olmayı hak etmiyor mu? İşsizliği yenmekte bir numaralı kent olmaya ne dersiniz? Peki trafik sorununu en hızlı aşan birinci kent olmaya? Türkiye'nin en büyük kütüphanesi neden kentimizde olmasın? Kişi başına en çok ağaç neden Antalya'da düşmesin? Türkiye'nin en yoğun üniversiteli nüfusu kentimizi doldursa, fena mı olur? SBS'de, ÖSS'de hem bireysel, hem tüm kent olarak birinciliği Antalyamız alsa... Tüm bunlar hayal değil. Tüm bunlar imkansız değil. Haydi kardeşlerim, katılın bana. Particilik yapmayalım, siyaset yapmayalım; küçük çıkarlar peşinde koşmayalım: Hepimiz aynı gemideyiz. Hepimiz birlikte başaracağız. Hepimiz birbirimizin düşüncelerine ve zihinsel zenginliklerine muhtacız. Gelin, “çok zor abi”, “olmaz bu abla”, “boşver bunları”, “bana ne” zihniyetini çöpe atalım. Elele verirsek yaparız. Hedeflerimizi birleştirirsek başarırız. Tüm engelleri birlikte aşacağız. Yeter ki kalplerimiz bir olsun. Yeter ki hedefimiz bir olsun. Haydi Antalya, siz de “HEDEF BİR” deyin. Hep birlikte bir efsaneye imza atalım. Teşekkür eder, iyi günler dilerim. |
| Prof. Dr. Mustafa Akaydın |
| “Hedef 1” projesi Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin Antalyalı Sivil Toplum Kuruluşları ile elele vererek kuracağı organizasyondur. Bu organizasyonla bireyler, kurum ve kuruluşlar alanlarında en iyi olmaları için özendirilecektir. |